Düşük kilometreli araçlar, yıl içinde sadece birkaç bin kilometre kat ederse bile motor yağı zamanla etkisini kaybeder. Yağın içinde bulunan additikler, nem, oksijen ve toz gibi contaminantlara maruz kaldıkça ayrışmaya başlar ve koruyucu özelliklerini zayıflatır. Bu yüzden üreticiler, yağı 6 ile 12 ay arasında değiştirmeyi önerir.
Additiklerin ayrılması, yağın viskozitesini düşürüp metal yüzeylerine tutuşmasını zorlaştırır; sonuç olarak parçalar birbirine daha fazla sürtüşerek aşınma riski artırır. Sentetik yağlar, moleküler yapıları daha tutarlı olduğu için bu süreçte daha dayanıklıdır ancak aynı şekilde uzun süreli depolamada etkisini kaybedebilir. Yağın rengi koyu kahverengi veya siyara dönüp kokusu terk ederse, değişim zamanı gelmiş sayılır.
Yağın depolanması için koyu, kuru ve serin ortam tercih edilmelidir; ışık ve sıcaklık değişimleri oksidasyonu hızlandırır. Yağın durumu ölçülmek istenirse, varlık varlığına bakmak yerine dipşiştiğin rengini kontrol etmek yeterli olabilir. Eski yağla çalıştırılan motor, performans kaybı ve uzun vadede pahalı motor yeniden yapımı riskiyle karşılaşabilir.
