Aşkın matematiksel modellenmesi, 30 yıllık araştırmalarla destekleniyor. Popülasyon modelleri, ilk olarak tavşanların yayılımını incelemek için geliştirildi, ancak şimdi romantik ilişkilerin gelişimini tahmin etmek için temel oluşturuyor. Bu modeller, Malthus modeli ve avcı-av modelleri gibi sistemleri içeriyor. Ayrıca, Allee etkisi de romantik ilişkilerde uygulanıyor; bu etki, belirli bir eşiğin altında kalan popülasyonların çökmesine, eşiğin üstündeki popülasyonların ise gelişmesine neden olabiliyor.

Matematikçi Laurent Pujo-Menjouet, romantik duyguların dinamik sistemler olarak tanımlanabileceğini söylüyor. Bu modeller, ilişkinin stabil kalmasını sağlayan faktörleri ve ayrılığa doğru giden ilişkilerin nedenlerini anlamaya yardımcı oluyor. Pujo-Menjouet, bu modellerin ilişkinin devam etmesi için gerekli eşiği belirleyebileceğini ve bu eşiğin altında kalan ilişkilerin ayrılığa doğru gidebileceğini açıklıyor.

Modeller, ilişkinin uzun vadeli stabilitesini etkileyen üç ana faktörü vurguluyor: partnerler arasındaki çekim, zaman içinde duyguların zayıflaması ve her partnerin diğerinin duygularına verdiği tepki. Bu faktörlerin etkileşimi, ilişkinin bozulmalara karşı direncini belirliyor. Pujo-Menjouet, bu konsepti Üç Küçük Domuz öyküsüyle ilişkilendiriyor: 'Hayat her zaman kurtları gönderir: stres, hastalık, iş, çocuklar, finansal zorluklar. Matematik, tuğla ev inşa etmeyi öğrenmemize yardımcı oluyor.'